
yağmurda kaldırılan naaşı mümtaz efendinin
işte hepimiz böyle direndik ölmeye
üstümüzde çaput gibi geçmişin acısı
ayakta hatırlanan bir tabut sonra
ah bi...
Yola çıktı ışığın bekçileri...
Yoldan çıkan ruhların kafesçileri...
Sessiz kaldı vicdan muhabesebecileri...
Saçıldı dört bir yana kana bulanmış cümleleri....
Dedim, dünya dönüyor mu?
Dedi, dönüyor ama sana değil.
Dedim, peki biz?
Dedi, biz dönüp dururuz aynı yerde.
Dedim, insan insana benzer mi?
Dedi, suretle...
bir kereye mahsus yaşanan her an
kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır.
bana kanatlarımı bıraktırdılar.
bana ihaneti öğrett...
ne soğukmuş kaldırım taşları
çocuk parkını defalarca uzaktan izlediğim bu yol kenarı
defalarca geçildi halbuki bu yollardan
ilk defa mı ölüme düştü düşler...
Onları kovuk insanların rencine vereceğim
Rutubetli evler ve yalnızlığın koynu bu yüzden doludur.
Bildiğim hayatlar okuyorum insanlara
Öğle paydosunda duv...
Ben,
Bir raksın duru yanında müjdelenirim dünyaya
Kokularla beyazlı kadınlar,
Fondöten bulaşmış yılgın vatkalı kadınlara
Avcunda oyuklarla, kan izli yüzü...
Tozutmazlık antlaşmasından…
İşte bir sabah
Daha nasıl anlatsam
Namlusuz nam salmamış bir silah marşlar
Namusla karıştırılır aşk
Kırmızı bir elbise ve ka...
Yoklukla yokluk tartılırken bir kefesin uvula
Bir kere daha tartılsın diye avcuna gömülü
Gümüş sikkedir
Parmaklarında kırılma isteği uyandıran
-Yarı hayv...
Uyan yalan uykulu, yarına geldik
Merhamet savuran o rüzgarların kucağı bize
Bir rahat nefeslik memleket sıcağı bize
Gidenin döndüğü temenna salıncağı bize...
Dindi yağmurlar,
Dindi nihayet.
Soğuk, nemli bir kafes kaldı geriye
Teklifsiz örtüldü sesim, zihnim
İndiğinde yüzüme o beyaz katreler
bıçak, çok sesli...
Yükleniyor...
İçeriğin sonu
Yüklenecek başka sayfa yok